Hilal, gökyüzünde usulca belirdiğinde, aslında bizi derin bir sükûnete ve içsel bir yolculuğa davet eder. Göklerin bu sessiz işareti, yeryüzündeki telaşımızı bir an olsun durdurmak, nefesimizi dinlemek ve kalbimizin ritmini kainatın ritmiyle uyumlu hale getirmek içindir. Ancak modern zamanlarda bu narin davet, şehrin neon ışıkları ve devasa alışveriş merkezlerinin gürültüsü arasında ne yazık ki kaybolup gidiyor. Ramazan, özü itibarıyla bir eksilme, sadeleşme ve yavaşlama ayıdır. Oruç; insanın sahip olduklarından gönüllü olarak vazgeçerek, varlığın değil, yokluğun öğreticiliğine sığınmasıdır. Fakat günümüzde, bu uhrevi sadeliğin yerini yavaş yavaş, hatta hissettirmeden devasa bir şenlik, telaşlı bir hazırlık ve bitmek bilmeyen bir tüketim coşkusu aldı. Bu dönüşüme öfkelenmek yerine, onu anlamaya çalışmak, sosyolojinin bize sunduğu o şefkatli mercekle olaylara bakmak belki de en doğrusudur. Rus edebiyat kuramcısı ve düşünür Mikhail Bakhtin, insanlığın kültürel tarihini incelerken "K...
Din, Toplum, Bilim ve Teknoloji ©Tüm Hakları Saklıdır.