Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gölgeleri Hakikat Sananların Hikâyesi-2-

  3. Cebimizdeki Mağara: Dijital Ateş ve Algoritma Kuklacıları ​Gel, Platon'un mağarasındaki unsurları bugünün dünyasına tek tek tercüme edelim. Göreceksin ki iki bin dört yüz yılda değişen tek şey teknolojinin hızıdır; insan ruhunun zaafı ise milim kıpırdamamıştır.Bir akşamüstü toplu taşımada etrafına bak ya da bir kafede yan masalarda oturan insanları izle. Başlar öne eğik, boyunlar sabit, gözler küçücük bir cam duvara kilitlenmiş. Arkada görünmez bir "algoritma ateşi" yanıyor. O ateşin önünde birileri sürekli bir şeyler geçiriyor: Kusursuz tatil fotoğrafları, hiç kırışmayan yüzler, beş dakikada zengin olma vaatleri, öfke kusturan siyasi tartışmalar, yapay mutluluk pozları... ​Ekranda gördüğün o çift gerçekten dünyanın en mutlu çifti mi? Hayır, o sadece ateşin önüne tutulmuş tahta bir heykelciğin ekranına düşen gölgesi. Okuduğun o üç cümlelik öfke dolu haber, olayın bütün hakikati mi? Hayır, o sadece kuklacının sana göstermek istediği açıdan duvara yansıyan bir karaltı....

Gölgeleri Hakikat Sananların Hikâyesi

"Bir mağara düşün dostum... Girişi boydan boya gün ışığına açık bir yeraltı mağarası. İnsanlar düşün bu mağarada. Çocukluktan beri zincire vurulmuş hepsi; ne yerlerinden kıpırdamaları, ne başlarını çevirmeleri kabil, yalnız karşılarını görüyorlar." — Cemil Meriç, Mağaradakiler Bazı cümleler vardır; okuduğun anda kitabın sayfasından fırlar, gelip yakana yapışır. Seni oturduğun koltukta huzursuz eder, elindeki çayı soğutur, odanın duvarlarına bambaşka bir gözle bakmana sebep olur. Cemil Meriç'in 1978 yılında yayımlanan başyapıtı Mağaradakiler 'in ilk sayfasını çevirdiğinde karşına çıkan o hitap, işte tam olarak böyle bir cümledir: "Bir mağara düşün dostum..." Neden "okuyucu" demez de "dostum" der? Çünkü birazdan anlatacağı şey, uzaktaki bir ülkenin tarihi ya da sadece felsefe bölümlerinin tozlu amfilerinde tartışılacak soyut bir kuram değildir. Birazdan anlatacağı şey senin hikâyendir. Benim hikâyemdir. Sabah uyanıp elini yüzünü yıkamadan t...