Sezai Karakoç için Ramazan, alelade bir dini ritüel veya takvimsel bir durak değildir; o, İslam medeniyetinin "metafizik bir istilası"dır. Modernizmin ruhu kurutan bozkırında, insanın kendi hakikatine uyanması için gönderilmiş semavi bir davetiyedir. Karakoç’un "Samanyolu’nda Ziyafet" kitabında ete kemiğe bürünen bu düşünceler, sadece midenin açlığını değil, modern insanın anlam arayışındaki o büyük kıtlığı hedefler. Onun kaleminde oruç, bir savunma mekanizmasından ziyade bir hücumdur; nefsin kalelerine karşı ruhun başlattığı büyük bir harekâttır. Karakoç’un düşünce sisteminde oruç, insanın biyolojik varlığından sıyrılıp melekût alemine komşu olduğu en kritik eşiktir. Modern insan, eşyanın ve tüketimin esiri olarak "gövdeleşmiş" bir varlıktır. Oruç ise bu gövdeleşmeye karşı ruhun ilan ettiği bir bağımsızlıktır. Karakoç, orucu bir "fetih" olarak nitelerken, insanın önce kendi iç dünyasını fethetmesi gerektiğini vurgular. Bu fetih gerçekleşmede...
Din, Toplum, Bilim ve Teknoloji ©Tüm Hakları Saklıdır.