İDEALİZMİN KURBANLARI ÜZERİNE -6-Vitrin ve Depo Arasındaki Uçurum: Masumiyetin "Yakıt" Olarak Kullanılması
. Vitrin ve Depo Arasındaki Uçurum: Masumiyetin "Yakıt" Olarak Kullanılması İdealist yapıların çöküşünden sonra yaşanan en büyük travma, suçluluk duygusundan ziyade, derin bir "aldatılmışlık" hissidir. Hannah Arendt, "Kötülüğün Sıradanlığı"ndan bahsederken, emirleri uygulayan, düğmelere basan ve çarkları bizzat döndüren gri bürokratları anlatıyordu. Ancak bu yapıların "kurbanı" olarak nitelendireceğimiz asıl kitle, o bürokratlar değil; yapının en geniş tabanını oluşturan, kararlardan, kumpaslardan ve stratejik hamlelerden tamamen habersiz, saf ve temiz niyetli insanlardır. Onlar, sistemin operatörleri değil; sistemin çalışması için gereken enerjiyi (parayı, duayı, insan kaynağını) sağlayan "piller"di. Ve trajedinin en büyüğü, pilin bitip atıldığında değil; o enerjinin aslında bir okulu aydınlatmak için değil, bir silahı ateşlemek için kullanıldığını öğrendiğinde yaşandı. Bu ayrımı net koymak zorundayız: Kötülüğü bilerek yapan veya süre...