Alıntılarla Konuşan İnsan: Başkasının Cümlesinde Kaybolmak Bir sohbet ortamı düşünelim. Masanın etrafında birkaç kişi oturmuş, hayat, insan, toplum, din, ahlak, aşk, ölüm ve anlam üzerine konuşuyor. İçlerinden biri her konu açıldığında hemen büyük bir isimden alıntı yapıyor. Mevlânâ’dan söylüyor, Nietzsche’den aktarıyor, Aliya’dan cümle kuruyor, Jung’dan psikolojik açıklama getiriyor, Foucault’dan iktidar yorumu yapıyor, Dostoyevski’den insan ruhuna dair bir pasaj hatırlatıyor, Gazâlî’den hakikat arayışına dair bir söz ekliyor. Dışarıdan bakıldığında gerçekten birikimli, okumuş, etkileyici biri gibi görünüyor. Fakat sohbetin bir yerinde biri ona çok sade bir soru soruyor: “Peki sen ne düşünüyorsun?” İşte o anda kısa bir sessizlik oluyor. Çünkü yıllarca başkalarının cümleleriyle konuşmuş, ama kendi iç sesini yeterince büyütememiştir. Alıntı yapmak elbette kötü değildir. İnsan, kendisinden önce yaşamış büyük zihinlerin sözlerine yaslanabilir. Hatta çoğu zaman buna ihtiyaç duyar. ...
Din, Toplum, Bilim ve Teknoloji ©Tüm Hakları Saklıdır.